Beyoğlu denince akla ilk Çiçek Pasajı gelir

0
290

Kimileri için keşfedilmesi gereken tarihi bir mekân, kimine göre ise Beyoğlu akşamlarının ilk durağı… Hâlâ her kesimden insanı misafir ediyor Çiçek Pasajı. İhtişamıyla konuklarının gözlerini kamaştırdığı pasaj “Beyoğlu denince akla ilk ne gelir” sorusuna verilen cevaplarda ilk sırayı alıyor.

Bir zamanlar Hristaki adı ile de bilinen pasajını Sait Faik Abasıyanık “Çiçek Pazar’ında Bir Gezinti” adlı öyküsünün girişinde şöyle anlatmaya başlar: “Hıristaki Pasajı Beyoğlu’nun en meşhur yerlerinden biridir. Orada alkolle çiçek, karidesle portakal, pavurya ile mandalina birbirleriyle anlaşmasalar bile beraber bulunmaya mecburdurlar…”

Çiçek pasajı şimdilerde daha çok restoran ve meyhanelerle dolu olsa da eskiden içerisinde tütüncü dükkânı, pastaneler, Japon mağazası, çiçekçi, fırın, mücellithane ve terzihane bulunmaktaymış. 1940’lı yıllarda pasaja ilk meyhane Yorgo Efendi tarafından açılmış. Bugün sayıları yirmiye dayanan meyhanelerin sayısı artınca pasajın yerlileri çiçekçiler yavaş yavaş Beyoğlu’nun başka dükkanlarına taşınmışlar. 1950’lilerin sonunda “Çiçek” adı daha çok bir hatıra olarak kalmış, o günlerden kalan resimlerse şimdilerde pasajın duvarlarını süslemekte.

Çiçek Pasajının o eski ihtişamlı günlerinden eser yok

Kimleri kimleri ağırlamamış bu pasaj. Orhan Veli, Ahmet Haşim, Ercüment Ekrem Talu, Faruk Nafiz Çamlıbel, Tarık Buğra, Sait Faik… Beyoğlu’na yolu düşen yerli ve yabancı turisttin uğrak yerlerinden olan pasaj hala ilk günlerdeki popülerliğin korusa da pasaj esnafı buraya olan ilginin gün geçtikçe azalmasından yakınıyor. Şimdilerde pasajın o eski ihtişamlı günlerinden pek eser yok. Pasaj esnafı da o ihtişamlı günleri özlemle yad ediyor.  İstiklal Caddesi’ndeki yol çalışmaları, kentsel dönüşüm ve değişen müşteri profilinden şikâyet ediyorlar.

Pasajda bulunan Palmiye Restoran’ın işletme sahibi ve 1970 senesinden beri çiçek pasajında geçimini sürdüren Cihat Çetin de pasajın eski günlerinden eser kalmadığından söz ediyor.

“Ben buraya ilk geldiğimde burası böyle değildi, sandalyeler yerine tabureler vardı ve çok yoğundu, 1988 senesinden sonra burası bu şekildeki halini aldı. Masalar, sandalyeler konuldu. Eskiden her gün yoğundu, şimdilerde ise sadece hafta sonları yoğun. Özellikle Gezi Parkı olaylarından sonra buradaki yoğunluk azalmaya başladı ama piyasadaki pahalılık da etkili oldu tabii.”

Pasajda bulunan restoranların mönüsü oldukça zengin

Çiçek Pazarı’nın girişinde bulunan tatlıcılar ve süs eşyaları satan dükkânlar ziyaretçilerine bir renk cümbüşü sunuyor. Sağlı sollu restoranların sardığı dar bir yolda sizi restoranlardaki garsonlar ve işletmeciler karşılıyor. Bolca ışıkla süslenmiş bu

mekânın havasına kapılmamak mümkün değil. Restoranların mönüsü de oldukça zengin. Deniz ürünlerinden beyaz ve kırmızı ete… Onlarca çeşit yemek alt alta listelenmiş.  Çeşit çeşit salatalar, tatlılar ve mezeler… Özellikle midye tava müşterilerin en çok ilgisini çeken yemek.

Çiçek Pasajı’nın meziyetleri saymakla bitmiyor. Gösterişli cephe mimarisiyle bu pasaj halen Beyoğlu’nun en süslü

binası olma özelliğine sahip. Beyoğlu Güzelleştirme Derneği’nin yaptığı bir ankette geçen “Beyoğlu denince akla ilk ne gelir” sorusuna verilen cevaplarda ilk sırayı Çiçek Pasajı almıştır. Pasaj yangınlar, savaşlar ve çeşitli restorasyon çalışmalarını atlatmış olsa da hala Beyoğlu çevresi için büyük önem arz ediyor. Yeni umutların yeşerdiği, yeni dostlukların kazanıldığı, hüzünlerin ve sevinçlerin bir sofrada en derinden paylaşıldığı yer olmaya devam ediyor.

“Yarı düş, yarı gerçek” dedik ya…

Haber: Çağatay Arı / Fotoğraf:Sinan Daşpınar 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here